image

MEMNU HAKLARIN İADESİ ve 5510 SAYILI KANUN SORUNU

MEMNU HAKLARIN İADESİ ve 5510 SAYILI KANUN SORUNU

Bilindiği üzere Türk Ceza Kanunu m.53 uyarınca kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır.

 Akademik meslekler başta olmak üzere birçok özel kanunda “TCK 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” şeklinde düzenlenen ifade ile mesleği yapmaya mani haller sayılmıştır.

Örneğin; yargılama sonucu dolandırıcılık suçundan hüküm giyen kişilerin mesleğine devam edip edemeyeceği noktasında ihtilaf ortaya çıkmakta olup özellikle geçmiş cezalara yönelik SGK tarafından sözleşme fesihleri(hekim, eczacı, hastane vb) uygulanmaktadır. Bu noktada SGK; 5510 sayılı Kanun’un 103.maddesinde yer alan;

· ***Kurum zararına neden olan nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiği kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit görülmesi şartıyla; söz konusu fiillerin sağlık hizmeti sunucusunun yöneticileri ve/veya ortakları tarafından işlendiği durumda aynı sağlık hizmeti sunucusuyla veya bunların daha sonra yönetici ve/veya ortak olduğu sağlık hizmeti sunucusuyla hiçbir şekilde sözleşme yapılmaz, bu fiillerin hekimler tarafından işlendiği durumda ise ilgili hekimlerle en az üç yıl süre ile sözleşme yapılmaz.

gerekçe göstermektedir. Uygulamada nitelikli dolandırıcılıktan hüküm giyen eczacılarla “ömür boyu” sözleşme yapmama durumu ortaya çıkarken, hekimler açısından bu süre “3 yıl” olarak ön görülmüştür. İlk bakışta bu hükmün Anayasa’nın birçok maddesine aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.

TCK m.53 mucibince ön görülen hak yoksunluklarının, ceza infazıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkacağı, memnu hakkın geri verilmesine yönelik bir ek karara ihtiyaç duyulmayacağı Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarındandır. Bu kapsamda 3 yıl ceza alan bir eczacının, tüm infaz süreleri dolmasıyla birlikte mesleğine geri döneceği tartışmasızdır. Buradaki temel sorun suçun işlendiği tarih olacaktır.

Özel meslek kanunlarına, 23.01.2008 tarih ve 5728 sayılı kanunla getirilen “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” hükmü ile TCK’da düzenlenen 53.madde devre dışı bırakılmıştır. Bu kapsamda nitelikli dolandırıcılık başta olmak üzere, maddede belirtilen suçlardan hüküm giyen kişinin “ömür boyu” mesleğini icra edememesi durumu ortaya çıkacaktır. Bu durumda suça yönelik eylemin 23.01.2008 tarihinden önce ve sonra olup olmadığı önem taşıyacak, tarihten öncesi eylemlerin “aleyhe kanunun geçmişe uygulanamayacağı” ilkesinden faydalanabileceği düşünülmektedir.

23.01.2008 tarihinden önce suç işleyen özel kanuna tabi kişilerin TCK m.53 hükümlerine tabi olduğu, infaz süresinin bitmesiyle memnu hakkın iadesi olmadan mesleğini icra edebileceği düşünülmektedir. Buna rağmen kanun lafzından, 23.01.2008 sonrası suç işleyenlerin “ömür boyu” yasaklılığa tabi olduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada yaşanan problemler neticesinde “ömür boyu yasaklılık” haline yönelik, Adli Sicil Kanunu m.13/A uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi(memnu hakların iadesi) müessesi getirilmiştir. Kanunda belirtilen şartların sağlanması halinde yasaklılık halinin değerlendirilmesi mahkemece yapılacaktır.

TCK m.53’te düzenlenen hak yoksunluğu müessesinin temel amacı; kişinin pişmanlık duyması, tekrar topluma kazandırma gayesi taşıması olduğu söylenebilir. Komisyon gerekçesine göre cezasını çekmiş olan kişi artık toplumla barışmış, suç işlemekle kaybettiği toplumsal güveni geri kazanmış demektir. Buna rağmen özel kanunlarla TCK m.53 amacına taban tabana zıt bir hüküm getirilerek “ömür boyu” cezalandırma amacı güdülmüştür. Bu durumun, başta çalışma hakkı olmak üzere evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde hak ihlali olduğu düşünülmektedir. Örneğin; eczacılar açısından, gerek 6197 sayılı Kanun’un 4.maddesinde belirtilen “belirtilen süreler geçmiş olsa bile” ifadesi gerekse 5510 sayılı kanunun 103.maddesinde düzenlenen “ömür boyu sözleşmesizlik” hali kanımızca Anayasa’ya aykırıdır. İlgili maddelerin Anayasa’ya aykırılığı yerine Adli Sicil Kanunu m.13/A ile düzeltilmeye çalışılması da garip bir durumdur.

Tüm bunlarla birlikte uygulamada 5510 sayılı Kanun’un 103/5.maddesinde yer alan “hiçbir şekilde” ifadesinin, “memnu hak iade olsa bile sözleşme imzalanmaz” şeklinde yorumlandığı görülmektedir. Bu yorum neticesinde, sayılı suçlardan ceza alan kişiler “ömür boyu” cezalandırılmakta, ne TCK ne de Adli Sicil Kanunu imdadına yetişmektedir. Öyle ki maddede belirlenen “ömür boyu sözleşmesizlik” halinin hekimlere 3 yıl ile sınırlandırılması da işin tuzu biberi olmuştur. Gelinen noktada 5510 sayılı kanunun 103/5. maddesinde güdülen amacın, TCK m.53 ve Adli Sicil Kanunu m.13/A ile çeliştiği tespit edilmiştir.

 

İBRAHİM ANKARA